Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası
Evlilik birliği, yalnızca eşlerin aynı konutta birlikte yaşamasından ibaret değildir. Eşler arasında duygusal, sosyal ve ekonomik bağların yanında, evlilik ilişkisinin niteliğine göre cinsel hayat da ortak yaşamın unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle cinsel yaşamda ortaya çıkan ve çözülemeyen ciddi sorunlar, bazı durumlarda evlilik birliğinin devamını çekilmez hâle getirebilir.
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda ayrıca “cinsel sorunlar” adı altında düzenlenmiş özel bir boşanma sebebine dayanmaz. Ancak cinsel yaşama ilişkin bazı davranışlar ve sorunlar, somut olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilerek boşanma davasına konu olabilir. Cinsel sorunların temel hukuki dayanağı TMK’nin 166. maddesi olup, Yargıtay uygulamasında da bu konu evlilik birliğinin temelinden sarsılması çerçevesinde ele alınmaktadır.
Burada her cinsel problemin otomatik olarak boşanma sonucunu doğurmadığını özellikle belirtmek gerekir. Mahkeme; sorunun niteliğini, ne kadar süredir devam ettiğini, çözümü için çaba gösterilip gösterilmediğini, tarafların kusur durumunu ve ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenip beklenemeyeceğini birlikte değerlendirir.
- Cinsel Sorunlar Boşanma Sebebi Midir?
- Cinsel İlişki Kurulamaması Nedeniyle Boşanma Davası
- Vajinismus Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilir mi?
- Eşin Cinsel İlişkiden Kaçınması Boşanma Sebebi Midir?
- Tedaviden Kaçınma Cinsel Sorunlarda Kusur Oluşturur mu?
- Cinsel Şiddet ve Cinsel Zorlama Nedeniyle Boşanma
- Cinsel Sadakatsizlik ve Zina Arasındaki Fark Nedir?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Deliller Nelerdir?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Gizli Duruşma Yapılabilir mi?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka Talep Edilebilir mi?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Çocuğun Velayeti
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
- Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
- Avukat Görüşü – Av. Didem Tayyipoğlu İspir
- Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel Sorunlar Boşanma Sebebi Midir?
Cinsel sorunlar, somut olayda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacak ağırlığa ulaşmışsa boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesindeki genel boşanma sebebinde temel ölçüt, eşler arasındaki ortak hayatın devamının artık taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmesidir.
Bu nedenle yalnızca cinsel hayatın beklentilerin altında olması veya eşlerden birinin zaman zaman cinsel ilişki istememesi tek başına boşanma için yeterli olmayabilir. Buna karşılık uzun süre devam eden, çözülemeyen ve evlilik ilişkisinin temelini ciddi biçimde etkileyen cinsel sorunlar farklı değerlendirilir.
Eşler arasında cinsel ilişkinin hiç kurulamaması, haklı bir neden bulunmaksızın uzun süre cinsel ilişkiden kaçınılması, tedavi edilebilir bir rahatsızlık bulunmasına rağmen tedavinin sürekli reddedilmesi, eşin cinsel ilişkiye zorlanması, cinsel şiddet niteliğinde davranışlarda bulunulması veya eşlerden birinin başka bir kişiyle cinsel/romantik ilişki yaşaması olayın özelliklerine göre boşanma davasında önem taşır.
Cinsel İlişki Kurulamaması Nedeniyle Boşanma Davası
Evlilik sonrasında makul bir süre geçmesine rağmen eşler arasında cinsel ilişkinin hiç kurulamaması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasının konusu olabilir.
Cinsel ilişkinin kurulamamasının altında fizyolojik veya psikolojik nedenler bulunabilir. Örneğin ereksiyon problemi, vajinismus, yoğun cinsel korku veya başka sağlık sorunları cinsel birlikteliğin gerçekleşmesini engelleyebilir.
Ancak burada önemli olan, rahatsızlığın kendisinin otomatik olarak kusur oluşturduğu düşüncesine kapılmamaktır. Bir kişinin tedavi edilebilir bir hastalığa sahip olması tek başına kusurlu olduğu anlamına gelmez. Kusur değerlendirmesinde özellikle kişinin hastalığını bilip bilmediği, tedavi önerilip önerilmediği, tedaviye yaklaşımı ve evlilik birliğinin devamı için makul bir çaba gösterip göstermediği dikkate alınabilir.
Vajinismus Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilir mi?
Vajinismus, cinsel birleşme sırasında istemsiz kasılmalar nedeniyle cinsel ilişkinin gerçekleşmesini zorlaştırabilen veya engelleyebilen bir durumdur.
Vajinismus teşhisi bulunan kişinin yalnızca bu rahatsızlığa sahip olması nedeniyle kusurlu olduğu söylenemez. Ancak tedavi edilebilir bir durum söz konusu olduğu hâlde kişinin hiçbir şekilde tedavi olmaması, tedaviyi sürekli reddetmesi veya çözüm için makul bir çaba göstermemesi, somut olayın özelliklerine göre kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Eşin Cinsel İlişkiden Kaçınması Boşanma Sebebi Midir?
Eşlerden birinin haklı bir neden bulunmaksızın sürekli ve uzun süreli şekilde cinsel ilişkiden kaçınması, somut olayın koşullarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Burada “haklı neden” kavramı önemlidir. Hastalık, tedavi süreci, gebelik, doğum sonrası dönem, fiziksel veya psikolojik sorunlar gibi durumlar her olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Geçici olarak cinsel ilişki istememek ile uzun süre boyunca hiçbir haklı gerekçe olmaksızın eşin cinsel yakınlaşma taleplerini sürekli şekilde reddetmek aynı hukuki sonuçları doğurmayabilir.
Tedaviden Kaçınma Cinsel Sorunlarda Kusur Oluşturur mu?
Cinsel sorunların boşanma davasına konu olduğu dosyalarda kusur değerlendirmesinin önemli başlıklarından biri de tedaviye yaklaşım olabilir.
Bir eşin cinsel hayatı etkileyen bir rahatsızlığı bulunması tek başına kusur olarak kabul edilmemelidir. Ancak kişi problemin farkında olduğu hâlde uzman tarafından önerilen tedaviyi sürekli reddediyor ve evlilik birliğindeki sorunun çözümü için hiçbir çaba göstermiyorsa, bu davranışın kusur açısından değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Özellikle vajinismus veya iktidarsızlık gibi tedavi edilebilir rahatsızlıklar tek başına kusur oluşturmaz; buna karşılık tedaviden kaçınmak ayrıca değerlendirilir.
Cinsel Şiddet ve Cinsel Zorlama Nedeniyle Boşanma
Eşlerden birinin diğerini istemediği bir cinsel davranışa zorlaması, evlilik ilişkisindeki kişilik hakları ve bedensel bütünlük bakımından son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.
Evlilik içerisinde eşlerden birinin cinsel ilişki veya belirli bir cinsel davranış konusunda diğer eş üzerinde zorlayıcı davranışlarda bulunması, olayın niteliğine göre cinsel şiddet olarak değerlendirilebilir. Eşlerden hiçbiri evlilik ilişkisi içerisinde istemediği bir cinsel davranışı kabul etmeye zorlanamaz. Özellikle tehdit, baskı, fiziksel zorlama veya aşağılayıcı davranışların söz konusu olduğu olaylarda boşanma dışında farklı hukuki süreçlerin de gündeme gelmesi mümkündür.
Cinsel Sadakatsizlik ve Zina Arasındaki Fark Nedir?
Cinsel sadakatsizlik ile zina hukuken aynı kapsamda değerlendirilen kavramlar değildir. Zina, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Bunun yanında eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle yaşadığı romantik yakınlaşma, cinsel içerikli yazışmalar veya güven ilişkisini ciddi biçimde zedeleyen davranışlar, somut olayın özelliklerine göre genel boşanma sebebi kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla üçüncü kişiyle yaşanan her yakınlaşmanın hukuken zina olarak nitelendirileceği söylenemez. Zina iddiasında kanunun aradığı şartların ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bununla birlikte cinsel ilişki gerçekleşmemiş olsa dahi, eşin başka biriyle kurduğu ilişkinin niteliği ve evlilik birliğine etkisi, boşanma davasında kusur bakımından önem taşıyabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?
Boşanma davasında cinsel sorunun varlığı kadar kusurun hangi eşte bulunduğu da önemlidir. Mahkeme tarafından yapılacak değerlendirmede tarafların davranışları bir bütün olarak ele alınır. Bir eşin cinsel sorun yaşaması tek başına onun kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Örneğin tedavi edilebilir bir rahatsızlığı bulunan kişinin tedavi görmek için çaba göstermesi hâlinde kusur değerlendirmesi farklı olabilir. Buna karşılık rahatsızlığını bildiği hâlde tedaviyi sürekli reddetmesi veya eşini uzun süre boyunca hiçbir haklı gerekçe olmaksızın cinsel ilişkiden uzak tutması farklı değerlendirilebilir. Benzer şekilde diğer eşin cinsel sorun nedeniyle hakaret, tehdit veya şiddete başvurması da kusur değerlendirmesinde ayrıca dikkate alınabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Deliller Nelerdir?
Cinsel hayat özel hayatın en mahrem alanlarından biri olduğundan, bu tür davalarda delillendirme diğer boşanma davalarına göre daha hassas olabilir. Cinsel ilişki konusunda doğrudan görgü tanığının bulunması genellikle mümkün değildir. Bununla birlikte mahkeme, hukuka uygun şekilde elde edilmiş farklı delilleri bir bütün olarak değerlendirebilir:
- Tıbbi raporlar: Vajinismus, ereksiyon problemi veya başka bir sağlık sorununun bulunup bulunmadığını ortaya koyabilir.
- Tanık anlatımları: Tanıkların cinsel ilişkinin kendisine doğrudan şahit olması beklenmez. Ancak eşlerin ayrı odalarda yaşaması, tarafların yaşadıkları sorunları yakınlarına anlatması veya olayların dışa yansıyan sonuçları konusunda tanıklık söz konusu olabilir.
- Mesajlaşmalar ve elektronik deliller: Cinsel sadakatsizlik veya eşler arasındaki sorunlara ilişkin hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesajlaşmalar, e-postalar ve diğer elektronik veriler dosyada değerlendirilebilir.
- İkrar: Taraflardan birinin mahkeme huzurunda belirli bir olguyu kabul etmesi, olayın ispatı bakımından önem taşıyabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Gizli Duruşma Yapılabilir mi?
Cinsel yaşama ilişkin ayrıntıların dava dosyasına yansıması, tarafların özel hayatının gizliliği açısından hassas bir konudur. Boşanma davasında taraflardan birinin talebi veya mahkemenin gerekli görmesi hâlinde duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmesi mümkün olabilir. Böylece tarafların mahremiyetine ilişkin konuların herkesin bulunduğu açık bir ortamda tartışılması önlenebilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka Talep Edilebilir mi?
Cinsel sorunlara dayalı boşanma davasında, kanuni şartların oluşması hâlinde nafaka talepleri gündeme gelebilir. Davanın devamı sırasında tedbir nafakası, boşanma kararından sonra şartları mevcutsa yoksulluk nafakası ve ortak çocukların bulunması hâlinde çocukların bakımına ilişkin iştirak nafakası değerlendirmeye alınabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında, şartları oluştuğu takdirde maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Maddi tazminat bakımından boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen tarafın durumu ve karşı tarafın kusuru değerlendirilir. Manevi tazminatta ise boşanmaya neden olan olayların kişinin kişilik haklarına yönelik etkisi önem taşır.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Çocuğun Velayeti
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında tarafların ortak çocuklarının bulunması hâlinde velayet konusu da gündeme gelebilir. Velayet değerlendirmesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Eşlerin birbirlerine karşı kusurlu davranışları ile ebeveynlik görevlerini yerine getirip getirmedikleri birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası açılmadan önce olayların hukuki açıdan ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekir. Dava dilekçesinde yalnızca “eşim benimle cinsel ilişkiye girmiyor” veya “eşim cinsel sorun yaşıyor” şeklinde genel ifadeler kullanılması yerine, olayların somutlaştırılması önemlidir. Sorunun ne zamandan beri devam ettiği, eşlerin tedavi için herhangi bir girişimde bulunup bulunmadığı ve sorunun evlilik hayatını nasıl etkilediği ortaya konulmalıdır.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Cinsel sorunlara dayalı boşanma davalarının ne kadar süreceğine ilişkin kesin bir süre vermek mümkün değildir. Davanın çekişmeli olup olmaması, tanıkların dinlenmesi, sağlık kuruluşlarından rapor alınması, uzman incelemesi yapılması, elektronik delillerin değerlendirilmesi ve mahkemenin iş yükü gibi birçok faktör dava süresini etkileyebilir.
Av. Didem Tayyipoğlu İspir’in değerlendirmesine göre, cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davalarında en hassas konuların başında sorunun kendisi ile kusur kavramının birbirinden ayrılması gelir.
Bir kişinin vajinismus, ereksiyon problemi veya başka bir sağlık sorununa sahip olması, yalnızca hastalığın varlığı nedeniyle o kişinin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Hukuki değerlendirmede sorunun niteliğinin yanı sıra kişinin bu sorunu çözmek için gösterdiği irade ve tedaviye yaklaşımı da önem kazanabilir.
Bunun yanında eşlerden birinin diğerini istemediği bir cinsel davranışa zorlaması, cinsel şiddet uygulaması veya başka bir kişiyle güven ilişkisini ciddi biçimde ihlal eden bir ilişki yaşaması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Bu tür davalarda mahremiyetin korunması da son derece önemlidir. Tarafların özel hayatına ilişkin bilgilerin gereksiz şekilde kamuya açık hâle gelmemesi, delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ve dava dilekçesinde yalnızca hukuken gerekli hususların açıklanması gerekir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Uyarı
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davalarında hukuki sonuç; olayların niteliğine, tarafların kusur durumuna, delillere ve somut dosyanın özelliklerine göre değişebilir. Somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki değerlendirme yapılabilmesi için dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi gerekir.
